Pazartesi, Eylül 16, 2013

İPEK HANIM ÇİFTLİĞİ...


Nazilli'de bir mucize yaratan Pınar Kaftancıoğlu ile tanışın. Ben de uzun süredir müşterisiyim ve çocukluğumda yediğim domateslerin, biberlerin, havuçların tadını şimdi çocuklarım da alsın diye Pınar Hanım'dan alıyorum sebzemi ve meyvemi.

Köylülerle birlikte kendi topraklarında eken, üreten ve tamamen doğal, kimyasal ilaç katılmadan  yetiştirilen ürünlerden herkesin geçim kaynağına dönüşen bir doğal fabrika yaratmış Pınar Hanım.



Perşembe, Eylül 12, 2013

Yazsam söz değil..

Aylar beni önüne kattı kovalıyor. Çok çalışmak sıkıcı değil ama durup bi geriye bakmak, azıcık nefes almak ve sevdiklerimle daha çok zaman geçirmek istiyorum. İnadına  azsevdiklerim ve tanımadığım kişilerle geçiyor günlerim. Oğlumun dediği gibi, 5 gün iş, 2 gün tatil, keşke tersi olsaydı.

Yaşadığım ülkeyi tanıyamıyorum artık, alışmak istemiyorum gördüklerime, okuduklarıma. Tek derdimin çocuklarımın hangi sosyal etkinliklerde yer alacağını düşünmek, gidilecek tiyatroları seçmek ve deli gibi spor olmasını istiyorum, hem de aile boyu. İnsanın imkanı olsa da içinden bir şey yapmak gelmiyor ki. Sanki o dayak yiyen kız benim, o ölen hakime benim yakınım, o ağaçlar, sokaklar, parklar hep benim sanıyorum. Canım acıyor, içim titriyor, alayına küfretmek geçiyor içimden, onu bile yapamıyorum. Öööle işe gidip geliyorum, sadece hafta sonları için katlanıyorum her şeye.

Hadi bakalım Eylül ayı, bayrama kadar çalıştır beni, bayramda buralarda zor bulursun. Tam bir hafta yokum, güzel bir tatil bizi bekliyor, işte Ekim ayının gelmesi için bir neden.  

Oğlumu nihayet okula yazdırdım. yeni açılan, evimize çok yakın bir okul, anasınıfları daha tamamlanmamış, baykuşlu, trenli duvar kağıtları ile süslenmiş, çok cici öğretmenleri var. En bi en güzeli de öğleden sonra gidecek olması. Öğleye kadar uykusunu almış, yemeğini yemiş olacak, Arife onu servise bindirecek ve akşam beşte eve gelecek. Hadi hayırlısı.

Annemler hala Fatsa'da. Özledim çok, her gün konuşuyorum, yetmiyor. Karşımda olsun, mutfakta bir şeyler hazırlarken ben de yanında oturayım, yeni pişen çorbadan sıcak sıcak içerken ona laf yetiştireyim istiyorum. Kasım ayının gelmesi için çok önemli bir neden işte.

Uzun zamandır görüşemediğim 3 kişilik şahane aile ile görüşmek istiyorum, kitap dedikoduları yapmak, sayısaldan para çıkınca açacağımız çocuk eğlence ve aktivite merkezi hakkında hayal kurmak ve bol bol sohbet edip ona buna gülmek istiyorum.

Her şey rağmen şükretmeyi de unutmuyorum, kızım 3.sınıfa başlıyor, oğlum anasınıfına. Kocam ve ben her zaman yanlarındayız, ailemiz, arkadaşlarımız var ve birbirimize sımsıkı bağlıyız.



Pazar, Ağustos 18, 2013

RAMAZAN BAYRAMI TATİLİ

Yine şahane bir bayram tatili yaptık. Öncesindeki 2.5 günü de ekleyerek 9 güne uzattığımız bayram tatilimizi Fatsa'da ve köyde geçirdik. Cumartesi sabahı uçaktan inip servisle Fatsaya gittiğimizde öğlen olmak üzereydi. hava pırıl pırıl güneşli olunca hemen denize gittik. Ben bile inanamıyorum ama üst üste 5 gün denize girme şansımız oldu. Karadenizli olanlar bilir, hava her an değişebileceği için bu mucize gibi bir şeydi benim için. Yaz tatilinde haftalarca kalıp 1 gün bile denize girmemişliğim vardır benim.

Dolphin bunun kendi varlığı yüzünden olduğunu iddia etti tabii. Karadeniz bana hep cömert davranıyor dedi. Ve haklı da çıktı. Köye gidince bile o gelmeden yağan yağmur durup güneş açtı.

 Bu kez abimler de tatilde bize katıldığı için yengem Nazo, yeğen Ozzy ve annemlerle kalabalık bir çekirdek aile:) olarak çok eğlendik. İşte bu Fatsadaki evin balkonundan çekirdek aile fotosu :


Ramazan devam ettiği için bir akşam Bolaman'da deniz kenarınde pide ile iftar yapmaya gittik hep beraber.Kumsaldaki masamızda ayaklarımıza gelen deniz suyu ve kokusu ile harika bir pide yedik. Zaten ben Fatsa dışında yediğim pidelere pide diyemiyorum maalesef. O kıymalı ve yumurtalı pide var ya, geldiğinde köşesini koparıp sarısına banıyorsun ve offf of, olsa da yesem şimdi. Hiç aç değilim dediğimde bir pideyi yerim valla.  İşte bu fotoğraf o kumsaldan...

Arife günü akşamı köye gittik. Annemle babam bir gün önceden gitmişlerdi. İşte bu köydeki ev fotosu:
Köydeki evde amcamlar da vardı, kuzenler ve çocuklarla birlikte 14 kişi bu evde kalacaktık. Geceyarısına kadar anneme helva yapacak mısın diye sorduğum için (ben eskiden bayram sabahı babaannem un helvası kavururken yanında beklerdim, pişmesine yakın bir tasa kaşıkla alıp üzerine şerbeti koyardım ve cısss sesleri eşliğinde kaşıkla o helvayı yerdim. Benim için un helvası budur.) annem dayanamadı ve gece yarısı hadi yapalım dedi. Ben, annem ve Gigi olarak 3 kuşak kızlar helvayı sırayla kavurduk, ben cısslattım ve yedim, sonra da mışıl mışıl uyudum tabii:)

Bayram sabahı kahvaltımızı yaptık, yan ev (ki akrabalarla dolu) ile birlikte diğer gelenlerin bir bölümü ile harmanda kocam şahane bir fotoğraf çekti. İşte bayram hatırası :



Tüm gün boyunca fotoğraflar çektirdik, tüm akrabalar ve çocukluk arkadaşlarım ile bayramlaştık, çocuklar deli gibi oynadı. Karanlık olana kadar sohbet bir o evde, bir kapıda, bir bizim evde devam etti.

Cuma günü ırmak yanına piknik yapmaya gittik. Irmak yanına arabaları bırakıp Haydar adı verilen şelaleye doğru yürüyelim dedik. Çoluk çocuk ırmak içinden, orman kenarından epey zorlu bir yürüyüşle Haydar'a vardık. İşte Haydar fotosu :


Irmak yanına geri döndüğümüzde babam taşların arasında odunları yakmış bizi bekliyordu, ızgara kanat ve sucuklar havada kapışıldı diyebilirim:)

Cumartesi günü hep beraber Ordu'ya gittik. Teleferik ile Boztepe'ye çıktık, geri dönüp Ünye'ye halamlara ve kuzenlere gittik. Biraz dinlenip Çakırtepe'de son pidemizi yemeye gittik. Yaklaşık 20 kişilik uzun bir sofrada çam ağaçları ve muhteşem Ünye manzarası eşliğinde pideler, turşular, salatalar yendi.

Pazar sabahı erkenden kalkıp Çarşamba havaalanına gittik ve evimize döndük. tatilin tadı damağımızda kaldı ama çoook güzeldi.

Cuma, Mart 08, 2013

İdol...

Gigi akşam beni yine şaşırttı  "İdol ne demek?"  diye sordu, ben de çok sevdiğin, onun gibi olmak istediğin ve idealindeki kişidir dedim. Senin idolün kim mesela diye sordum, Hadise  veya babam cevabını bekliyordum ki,  "benim idolüm sensin anne"  dedi.  Bir süre konuşamadım, o kadar duygulandım ki anlatamam. Neden ki diye sordum, "okulda aynı senin gibiyim anne dedi, herkese durmadan koşmayın, atlamayın, düşmeyin diyorum"   !!!!!!!!!!!!
 
Olsun, yine de idolüyüm ya, bana yeter. 

Pazartesi, Mart 04, 2013

Şiddetin Gerçekliği Nasıl Anlatılmalı?

 Aile içi şiddete son kampanyasında 8 ünlü kadının fotoğrafları var tüm gazetelerde, aşağıda Hülya Avşar'ı ekledim sadece. Çıkış noktası çok anlamlı olsa da ben samimi bulmuyorum bu kampanyayı. 8 kadın ölmüş, geride bıraktıkları ne durumda, nasıl yaşayıp neler düşünüyorlar'ı sorgulasalardı daha anlamlı olacaktı benim  için. Bu fotoğraflara bakınca ben ne kadar da başarılı makyaj yapılmış diye düşünüyorum maalesef. Sanki gerçek olanı süslemişler, sanat yapmışlar, gerçekliği kaybolmuş. Doğru yöntem bu mudur bilemedim ben.


Diğer yandan, şu linkteki  http://www.posta.com.tr/PostaKarnaval/HaberDetay/-Siddet-kazandi-.htm?ArticleID=162246   başka bir fotoğraf. Son derece gerçek, hala çözülmemiş, en az diğerleri kadar önemli. Bir annenin oğlunun velayetini almak için yaşadığı şiddet, psikolojik işkence ve yıllar süren mücadelesi. Çok yakından takip ettiğim blogunda tüm hikayeyi anlattı İrem, ulaşabildiği herkesten yardım istedi, Fatma Şahin'e de duyurulduğunu düşünüyorum nedense, ama hala bir sonuç yok bildiğim kadarıyla. Yukarıda bahsettiğim o 8 kadın keşke İrem'in yaşadıklarını dile  getirse de oğlunu yanına almasını sağlasalar diye düşünmeden edemiyorum kaç gündür. Bir annenin çocuğundan zorla ayrı kalmasının ne demek olduğunu anneler çok iyi anlar, bu uğurda verilen mücadeleye de herkes destek vermelidir.

Her şeye rağmen o kadar inanıyorum ki İrem'in oğluna sonunda kavuşup huzurlu bir şekilde yaşayacağına. Dilerim 7 Mart'ta Çırağan Sarayında yapılacak geceye katılacak olan Fatma Şahin ve Emine Erdoğan da bu konuda bilgi sahibi olup yardım ederler İrem'e.





Cumartesi, Şubat 02, 2013

Arkadaşlık...


Bugün Antalya'da yaşayan canım arkadaşım, dostum ile buluştum. Buraya ablasına gelmişti tatile. Onunla geçirdiğim saatler bana yine yetmedi tabii. Yanında hem mutlu, hem neşeli, hem huzurlu olduğum N, seni çok ama çok seviyorum. Bir gün aynı şehirde yaşayacağız, yeniden...